19 Ocak 2010

Alışmak ve Vazgeçmek




Yıllardır saçımı gergin atkuyruğu şeklinde toplarım. İlkokuldan başlamak üzere kafa derim buna o kadar alışmış ki, saçımı açtığımda kendimi paçoz hissediyorum. Saçlarım açıkken de güzel, öyle de iyi ama gelin görün ki, beynim "topla şu saçıı gerrrginn olsunnn" diye bağırıyor.

Alışmak çok fena bir şey.
Çocukluğum sobalı, banyo kazanı denen bir şeyle su ısıtılıp yıkanabilinen ve tek odalı bir evde geçti.Odam yoktu, dolabın yoktu vs vs..

Aradan yıllar geçti, soba nasıl yakılır unuttum. Musluğu açtığımda sıcak su akıyor. Odam var, dolabım var.

Peki ya bir gün bunlar yeniden olmazsa? Bu konformist yaşamdan bir şekilde yoksun kalınırsa?
Şimdi kendi kendime "yaparım canım, yeniden alışırım" diyebiliyorum. Ama yüzyüze geldiğimde eminim çok zorlanırım.

Alışmak çok acaip. Oturduğun semte, aşağıdaki bakkala, giydiğin ayakkabıya, hayatına soktuğun insanlara, şehre, havaya herşeye alışıyor insan.
Uyuşturucu gibi bir şey!

Her sabah kalkıp ilk iş soğuk suyla yüzümü yıkarım. Akabinde de ağzımı çalkalarım. Bu ikisini yapmadan uyanamam, en azından uyandığımı hissedemem. Yaz-kış illa ki soğuk su yüzüme bir çarpacak.

Gün içinde mutlaka çay içmem lazım. Çay içmezsem de gün içinde büyük bir eksiklik hissederim. Ne su, ne de başka bir içecek çayın verdiği keyfi, zevki bana veremiyor.

Hiç makyaj yapmasam da, illa ki o rimelin sürülmesi lazım. Doğru düzgün hiç makyaj yapmayan bir insan olarak ben bir rimel bağımlısıyım! (bunu da şimdi farkettim)

Çantamı almadan bakkala bile gidemem. İlla ki o çanta benimle her yere gelecek.Ha içinde ne var derseniz baya baya acaip şeyler var. Örneğin sırf yarabandı, ağrı kesici, ömür boyu kullanmak zorunda olduğum vitamin iğnesi,mide ilacı,asprin ve c vitaminin olduğu küçük bir cüzdanım var. Ben ilaç kullanmayı sevmem. Ağrıdan ölsem belki bir tane ağrı kesici alırım. Bu küçük ecza dolabını arkadaşlarımın ihtiyacı olur diye yanımda taşıyorum (kendi vitaminim hariç).

Çakı, fener, mp3 çalarım için yedek pil, telefonumun yedek bataryası, not defteri, kalem, tabii ki rimel, diş fırçası, gözlük, anahtar, ped, bıdı bıdı bıdı... Doğal olarak da bunları taşımam için de büyük bir çanta. (bir an düşündüm de ben nasıl böyle bir çanta taşır hale gelmişim ki?)

Alışkanlık işte.

Vazgeçmeyi denemem için henüz bir sebep yok. Ancak bazen vazgeçmemiz gereken şeyler oluyor. Ve bu şeylerle başetmek öyle zor ki.

Özellikle de bir insana alışmak ve bir insandan vazgeçmek dünyanın en zor şeyi.

İnsan bazen karşısındaki kişiye karşı duyduğu hisler tamamen bitse bile,sırf alışkanlıktan dolayı o insandan vazgeçemiyor. Oysaki o insan belki de bundan birkaç sene evvel hayatınızda bile yoktu ve siz ondan tamamen habersiz gayet güzel yaşıyordunuz. Ancak hayatımıza dahil ettiğimiz andan itibaren o kişiyle beraber gelişen milyonlarca ayrıntı, an, ses, koku ya da görüntü yavaş yavaş nüfuz ediyor bünyemize. Hücrelerimize kadar işliyor ve Baam!.

Alışmak zor, vazgeçmek ondan da zor. Ama şunu biliyorum ki, biz insanız ve insan herşeye istesin ya da istemesin alışıyor. Alışmaya da, vazgeçmeye de.

Alışmak üzerine ekşi sözlükten birkaç alıntı:

Alismak bir bakima bir seye yenik dusmek, o "yeni" olan seyin bir parcasi olmaktir
(kudra)


Bazen çok acı veren bazende gayet normal bi hadise gibi hiç kendini hissettirmeyen duygu.hissetmediğimiz zamanlar genelde sevdiklerimize alıştığımız zamanlardır.acı verenler sevdiklerimizin avcumuzdan akıp gittiği zamanlar.
(scarletsage)


Kendinden uzaklaşmanın kendi içindeki uzlaşması.
(atlantis)


Sevgiler herkese

Yazarın notu: Bloggera alıştım
,__,
O,O
/( )
" "

4 yorum:

çello çalan kedi dedi ki...

mesela senle bir dönem çok sık yaptığımız uzun kahvaltılara alışmıştım, şimdi bundan yoksun olmam çok koyuyor. :(

Nazlila dedi ki...

Defnecim yazdigin en güzel yazilardan biri olmus bu, tam da kendi icimde aliskanligi sorguladigim su günlerde okumak iyi geldi..

neptuneptun dedi ki...

off ne uzun ve detaylı bir konu... Biraz önce yeni yazdığım blogda belki tersini söyledim ama, düşününce yıllardır bırakamadığım tek alışkanlığımın gece yatmadan önce bir kaç kez tuvalete gitmek olduğunu fark ettim. Alışkanlıklarla işinin bittiği olmuyor mu hiç? Hani mesela yıllardır içtiğin içkiyi, kolayı kendiliğinde bırakmak, geceleri kitap okuma rituelinden sıkılmak, aldığın gazeteden vazgeçip bir yenisiyle devam etmek gibi? alışkanlıklar korkulacak şeyler, ne kadar az olursa o kadar iyi. di mi?

Benim Güzel Yolculuğum dedi ki...

Serpilcim ben de seninle yaptığımız kahvaltıları, Joy Fm eşliğinde ettiğimiz çaylı sohbetleri çok özledim.
Teşekkürler Nazlıcım.
Ve Özlemcim, elbette vezgeçtiğim şeyler var. Misal 6 senedir kola ve kahve içmiyorum. Eskiden sık alkol alırdım, şimdi ayda yılda bir bilemedin iki kadehe düştü.

Biz farketmiyoruz ama yaşadığımız ev hayatı, işsizlik,işlilik, arkadaşlarla geçirilen zamanlar bile birer alışkanlık. Tatile gittiğimizde "oh" dememizin nedeni de genelde bu tür şeyler:)
Dödüğümüzde de tatile alışmış oluyorz mesela. Gerçekten geniş bir konu:)