2 Mart 2010

İstanbul Günlükleri


Utanıp arlanmadan yazmaya devam ediyorum. Sanırsın ki Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi...

Dün sabah planladığım gibi erken kalkıp kedilerle debelendikten sonra (ki bunu çok özlemişim) Beşiktaş'a indim. Geldiğimden beri aklımdaydı. Murat Muhallebicisinde Tavuk suyu çorbamı içmem lazım.
Yıllar önce abimle Beşiktaşta yaşarken bazen buluşur orda çorba içerdik.

Çorbadan ve çarşı dolanmasından sonra atladım Taksim dolmuşuna.

Taksimde yürümek garip bişey.Ona yürümek denmez pek. O upuzuun caddede insan kendini kaybediyor.Hele ben, fiziki olarak da kayboluyorum.

Yıllardır Saint Antoine kilisesine uğramak bir gelenektir benim için.Ve çıkışımda da geldiğim yöne dönerek yönümü şaşırmak da.Bi kere de kendimi şaşırtıp Tünele doğru devam etsem ya...

İkinci şapşallığım da hep Atlas Pasajını daha ileride bir yerde sanmak.Ancak dönerken "anam buraydı ya şapşal" diyerek dalıyorum pasaja.

Taksim turumu abim gelene kadar tamamladım. Neredeyse 1.5 yılı aşkındır abimi göremiyordum. Taksimin orta yerinde kucaklaştık hasretle.Ahtapot gibi sarmaş dolaş yürüdük birbirimizin yanaklarını mıncıra mıncıra. İnsan sevdiği birini uzun süre göremeyince uzun uzun bakıyor yüzüne "acaba ağzı burnu hatırladığım yerde mi" falan gibisinden.

Amcama gitmeden önce oturup bir yerde çay içelim az buçuk hasret giderelim dedik.Oradan da amcama geçtik.

Amcamla da bir süredir dargın hallerdeydik. Ve fakat rahatsızlığının coştuğunu duyunca benim için dargınlık kısmı tamamen ortadan kalktı tabi. Kapıdan girince sımsıkı sarıldım. Umduğum veya tahminimden çok çok daha iyi görünüyordu.İçime sular serpildi.

Dün uzun uzun sohbet edip güldük.Amcam beni Kereviz Çorbası içirerek cezalandırdı.Bununla yırttığım için memnunum.

Dün amcamda kaldım.Bugün öğlen de Aslı'lara döndüm. Aslında dönemedim çünkü evi bulamadım. Şakır şakır yağmurun altında baya bi ıslanıp üşüdükten sonra Tolga ve Aslı işten çıkıp beni eve götürdüler.

Bu istanbul'un düzayak olmayan yerleri bana labirent gibi geliyor.Misal Koca Mustaa Paşa'da oturan 10 yıllık arkadaşımın evini de hala bulamıyorum.Ben de de bi gariplik olabilir tapi.

Yarın bu sefer makinamı da alıp yeniden Taksim'e gidicem.Oradan da amcama.

Bu sefer havadan yana pek şansım olmasa da burada olmaktan çok mutluyum. Bir çok arkadaşıma gün kalmayacak gibi.Cuma Gaye'yle buluşucam. Bakalım kimseyi kırmadan bu görüş kısmını becerebilecek miyim.

Sevgiler

4 yorum:

Börek dedi ki...

benlede buşur musun .. canım çekti sen anlatınca..

geveze baykuş dedi ki...

ayyyy janis yaaa...
kendi istanbul hallerim geldi gözümün önüne, istiklal'de pasajlardan her çıkışımda yönümü şaşırmalarım, atlas'ı bulamayışlarım... belki de seninle hiç görüşmemeliyiz, baksana sen şaşkın ben şaşkın, nerden çıkarız kimbilir :)

Benim Güzel Yolculuğum dedi ki...

Dolgecim sen gel, hemen buluşalım ;)
Kıs BAykuş seninle benzerlikler gitgide artıyor.Korkmaya başladım :D Bixz ikiz miyiz kü?

geveze baykuş dedi ki...

sen gel, tanıdığım bi labaratuar var, ucuza test yaptırırız kardeşim :)