17 Mart 2010

I'm back baby!


9 gün İstanbul, 11 gün Edirne'den sonra sonunda eve döndüm. "doydun mu gezmeye tozmaya?" derseniz cevabım direk "hayır" olur. Parasızlığın gözü çıksın. Olsa daha durur muyum ben. Poposu tutuşmuş kedi gibi atarım kendimi ordan oraya.

Her şey bir yana aslında görmek istediğim, görüp de doyamadığım insan sayısı çok.

Edirne'den gözü yaşlı bir dönüş yaptım.Abime yeniden çok alıştım ve yeniden koptum.Kardeş olmak garip bişey.Uzak kalıyosun bir süre mecburen, sonra görüşüyosun. Başka biri olmuş gibi geliyor. Sonra, az bi zaman sonra bakıyosun gene aynı kişi. Belki biraz yorulmuş, biraz yılmış, sıkılmış. Ama aynı.Büyümüş gibi, değil gibi. Anlatması zor.

Çello Çalan Kedimle(Serpilişko)de doyamadık. İş çıkışı akşamları kısalı uzunlu mutfak sohbetleri, muhteşem Pazar kahvaltısı neye yetsin? Araya zaman girince insan yeniden alışma süreci yaşıyor bir de. Küçük tutukluklar gibi garip bişeyler oluyor. Sanki su akıyor da akacak mecrayı mı tam tutturamıyor. Onun gibi bişey. Tam mecrayı bulduyduk, ben döndüm gibi. (Bunu da tam anlatamadım)

-İstanbul'da 2.5 senedir dargın olduğum amcamla yeniden cilveleştik. Gene tam barışmadı gibi benimle ama napalım olduğu kadar.

-8 yıl sonra Gayeyle görüşmek kısa ama harikaydı. Birilerinin o kadar senede çok acaip değişip kimi lise arkadaşlarım gibi "Döpiyes" olmadığını görmek harika!

-Aslı ve Tolga evlilik yılgınlığı yaşıyordu. Tolga'nın gözlerinin feri gitmişti sanki. Death Metal dinleyen, upuzuun bir keçi sakalı olan o enerjik adam gitmiş, yerine tatil gününde bile gömlek üstü süveter, kumaş pantolona benzer bişiyler giyen bir bankacı gelmiş.Bu beni üzdü biraz.
Aslı işinden pek memnun. Ama o da evlendiklerine pişman. "Keşke beraber yaşamaya devam etseydik, ağır yüklerin altına girmeye ne gerek varmış ki..." diyor. Ayrıca her yumurtlama döneminde çocuk fikri alevlenip yumurtlama döneminden sonra bu fikirden hızla cayıyor. Allah muhafaza! 4 kedi neyinize yetmiyor anacım...

-İstanbul'a hala aşıkım ben! (Canım İstoş)

-Yıllardır istediğim kareleri yakalayamamanın verdiği acıyla abandıkça abandım yeni makinama. Neredeyse yıllık fotoğraf çekme istihkakımı doldurdum diyeceğim. Sadece İstanbul'da değil Edirne'de de coştukça coştum. Üstelik ortaya çıkanların çoğundan da memnun kaldım.
Edirne mutlaka görüle! Enfes bir şehir.Boşuna başkent yapmamışlar zamanında. Gözümün ufku genişledi, tarihi dokuya doydum vesselam.

-Hayatımın en görgüsüz kilisesini gördüm Edirne'de. Çıfıt çarşısı ya da bit pazarı gibi bir kilise olmasın, olamasın. (Sv George Bulgar Kilisesi)

-Nazlı'nın değimiyle kediler gene bana bol bol poz verdi. Patileriniz dert görmesin İstanbul kedüleri.

-Edirne'ye gittiğim gün kar yağmaya başladı. Arkamda baharı bırakmış biri olarak bozuldum baya bu kara. Bide 3 gün felan aralıksız yağdı sağolsun.80'lerden beri böyle kar görmedimdi ben.Dönerken de Edirne'ye bahar geliyodu.İstanbul'a yaz gelmişti. Ankara kararsız.

-Sonunda Çengelköy'ü de gördüm. Kçım dondu ama o çınarın altında, o kahvede bir çay içtim sonunda. (Süper Baba yeniden yayınlansın!)

-İKEA Evinizin Herşeyi!(Canıms)

-Hayatımda ilk defa Trakya'ya özgü olan Peynir Helvasını yedim.(Yummy!)

-Pırasayı sadece börek ya da katmer içinde yiyebileceğimden emin oldum.(Ellerine sağlık Ayşe Teyze)

-Amcam küslüğün cezası olarak bana Kereviz Çorbası içirdi. (Hatır için Çiğ Tavuk bilem yenir) Gerçekten ceza gibiydi.

-Trakya Üniversitesi'nin hayranı oldum. O nasıl bir Rektörlüktür, o nasıl bir güzelliktir yarebbim.

-Karaağaçta harika bir Pazar kahvaltısı yaptık.Nehir ne güzel bişey yaw.(I love you Meriç!)

-Edirne'nin kızları çok güzel, erkekleri de biraz tersi gibi mi ne?

-İstanbul metrosunun "arzın merkezine seyahat"ten ne farkı var? (Jules Verne bu günleri göreydi keşke)

-Kuledibi sosyetik olma yolunda hızla ilerliyor, Firuzağa Kahvesi dizi artistlerinin mekanı olmuş. Bi Paparazziler eksikti!

-Edirne'den dönerken Halim adlı arkadaş "Ankara'yı sevmiyorum" dedi. Ben de ona "aman oda sana bayılıyodu" dedim. Öküz gibi söylemedim ama şirin gibi söyledim.(Ankara refleksi)

-Edirne'ye gittiğimin 2. günü İlker aradı.Beni çok özlemiş, beraber olduğum biri var mıymış? (hıhı peki)

3 yorum:

çello çalan kedi dedi ki...

soluksuz okudum, ah be güzelim, ah be canımın içi, biriciğim... yüzümde gülümseme yaratacak bir buluşma oldu, evdeki yokluğuna henüz alışamadım. rövanşı kuşadası'nda yaparız ve geleneksel denizden taş çıkarma şenliğine bir yıl ara vererek kaldığımız yerden devam ederiz hı? sence de güzel olmaz mı :)

Benim Güzel Yolculuğum dedi ki...

Siz karı koca hile yapıyonuz taş çıkarırken. Ben de yanıma bi eküri bulcam bu sene :D

geveze baykuş dedi ki...

velkam bek yavri.
mesaja alışkın olmayınca geç duyup geç görüyorum janisjrcım, akşamdan beri sağlıklı iletişemedik. o yüzden eve döner dönmez seni arıycem (abimlere demir attım 1 hafatdır) salı günü, öğleden sonra alırım kolumun altına bi leğen kısırımı, çalarım kapını. çay çok sevmem ama alışmaya çalışıyorum, sen bana 2 dilim limon ayarla, akşama kadar allah ne verdiyse artık.
öperimmmmmm :)