10 Mart 2010

İçime iklim kaçtı

İstanbul'da ordan oraya, şuradan buraya derken sonunda yolum Edirne'ye de düştü.
Tahmin ettiğim gibi bir çok arkadaşımı göremedim. Ağırlıklı olarak amcama öncelik verdim kendimce.

Yıllardır görmediğim Gaye'yle Kuledibinde buluşup sanki daha dün görüşmüş gibi kucaklaştık. Bir kez daha bunun hem garip, hem de ne kadar güzel bir şey olduğunu düşündüm.

Gaye'nin bilmediği sokaklarda ya da mekanlarda dolaşma huyu aynen devam ettiğinden beraberce kaybolup, beraberce bulduk yolumuzu. Onu Friuzağa'ya da götürdüm. Hala aynı kafadayız ne güzel...

Amcam düşündüğümden daha iyi görünüyordu. Aslında bizimle olmanın verdiği keyifle sanırım kendini daha iyi hissetti.İçimden bir ses herşeyin yoluna gireceğini söylüyor tıp dünyasına nanik.

İstoş iyiydi. Hepinize selamı var.

Geçtiğimiz Pazardan beri Edirnedeyim. Edirne bana ilginç bir süpriz yapıp şehir dolusu karla karşıladı. Aralıksız 3 günfalan kar yağdı sanırım. Ankara'da "hane kar nirdeee" diye bağırınıp iki damla kara görgüsüzce sevinirken burada resmen şoka uğradım.
Kömür kokusu, ayaz ve kar bana direk Kütahya'yı çağrıştırdı. Bir akrabalık var bu iki şehir arasında sanki.

Kar bu sefer biraz canımı sıktı. Zira ben İstanbul'da baharın kollarında debelenmekteydim ve benim için kış geride kalmıştı. Bunun yanı sıra Pazardan bu yana sadece bir kere dışarı çıktım. O da abimle markete. Allahım o nasıl bir kardı.Üstelik sadece spor ayakkabılarımla gelmişim buraya!

Nihayte bugün sonunda kar durdu ve abimle çarşıya indik. Aslında Edirne'yi biraza biliyorum düğün zamanından. Etrafta aralıklı olarak güzel yapılar var. Eh ne de olsa eski başkent.

Edirne insanı sakin ve samimi. "Be ya" lar havada uçuşuyor.

Serpilişko'yla mutfakta kısalı uzunlu "çençen" lerimizi yapıp doymaya çalışıyoruz birbirimize. Sabahtan akşama kadar da abimle "çen çen". Vakit nasıl geçiyor anlamıyorum. Buraya geleli 4 gün olmuş.

Sanki İstanbul'a olan açlığım tam yatışmadı. Kenarda köşede bişeyler kaldı. Buradan da 2.5 saat olması beni alttan alttan gıdıklıyor netekim.

Aslında seyyahlığa başlamışken dönmesem mi ki Ankara'ya?

2 yorum:

Nazlila dedi ki...

Defnecim bence Ank.a dönmeden önce 1 kere daha Ist.a git mutlaka..Icinde kalmasin.. Madem göz kirpiyor! :))

geveze baykuş dedi ki...

bekleyesin orda be yav, neeğ işin vardır ankaracıkta! ben de zaten geliyorum 3 aftaya kadar, edirnecik'te buluşuruz işte.