Yılbaşı gecesi misafirler gitmiş, masa tabaklarla dolu. Normalin üzerinde çay içmişim. Kafamda bir tein fırtınası.
Mesaj: "mutlu yıllar"
Cevap: "sana da mutlu yıllar"
Mesaj: "teşekkürler. Geldin mi İstanbul'a?"
Cevap: "ufak aksilikler çıktı gelemedim.Şubat gibi düşünüyorum"
Mesaj: "aa ne güzel şubatsa doğum günümü de kutlarız"
Cevap: "olabilir"
Sonra kendi kendime sesli bir cevap daha verdim: "ne doğum günü ya? niye evet dedim ben?"
Barıştık.Barışmak derken dünya üzerinde konuşan iki eski sevgili statüsüne girdik. Üzerimden yük kalktı. Niye kalkmasın ki... Adam 5.5 sene benim elim, kolum yüreğim olmuş. Ondan sonra gelenler de mumla aratmış kendisini. Yalan değil hala da seviyorum adamı bildiğimiz anlamda olmasa da. İyi olsun, iyi olduğunu duyayım bileyim istiyorum ayrıldığımızdaki ruh halimden zıt olarak.
Ama niye doğum gününü beraber kutlayalım ki? Birbirimizi görmeyeli neredeyse 6 sene olacak...
O gece uyudum ve 1 Ocak gününe saçma sapan bir ruh haliyle uyandım. Acaba ne demek istiyordu. Daha yıllar sonra birbirini gören iki eski sevgili bile olmamışken ne doğum günüsüydü bu? Ayrıca ben bunun üzerinde neden hala duruyordum? Durmakla kalmıyor neden hayalleniyordum?
Bu kadar yıl sonra karşı karşıya gelmemiz ve konuşmaya çalışmamız ve hatta normal olmamız bile düşük bir olasılıktı. Zira 6 sene içinde o 30, ben 35 olmuştum. İşlere girip çıkmıştık,sevgililerimiz olmuştu,üzülmüştük,çok sevinmiştik,arkadaşlarımız olmuştu,ayağımız kaymıştı,kızmıştık....
Her şey bir yana yüzümüz, gözümüz, vurgularımız, mimiğimiz ve belki de bakışımız değişmişti.
Bunları düşündükçe tedirgin oldum. Kendimize,birbirimize konsantre olamayacaktık. Ben onun saçına, o benim belki de kçıma bakacaktı. Bir şeyler büyümüş ya da küçülmüş olabilirdi. "Ben çok iyiyim o kadar süperim ki" sendromuna girip aşırı derecede saçmalaya da bilirdik. Kendimiz olmaktan çıkıp aleni şebek olabilirdik birbirimize karşı.
Sonraki 2-3 gün bu konuyu unuttum. Sonra bir daha geldi aklıma. Tüm bu düşündüklerimi bir daha gözden geçirdim. Bazen bir şeyin temelini bulmak için onun üzerinde durmak yerine etrafında şöyle bir dolaşıp geri gelmek gerekiyor.
Temelini buldum sonunda. Aslında beni tedirgin etmekten ziyade içimi sızlatan şey "değişim" di. Sevgili olmayarak oturan iki kişi olacaktık. O bana, ben ona sevgili gözüyle değil başka bir şeyin gözüyle bakacaktık. Hatta eskiden gördüğümüz gözle bakmaya çalışacak onu da beceremeyince abandone olacaktık.
Neresinden baksan heyecanlı bir durumdu bu. Kesinlikle yaşamamız gereken bir deneyimdi.
Doğum gününe yetişemeyeceğim. Yetişsem de gider miydim bilmiyorum.
Ama onunla kocaman bir gün geçirmeyi planlıyorum. Biliyorum kendimi alamayıp sırtına "pıtpıt" lar yapacağım. Yanında dünyanın en geniş insanı gibi davranacağım. Ondan sonra gelenler beni ihya etmiş, benim de popom tavana vurmuş gibi yapacağım.
Sonra büyük ihtimalle içmeye gideceğiz...
Muhtemelen normal ve sakin kısmı da orada başlayacak. O, o olacak ben, ben olacağım.Tam olarak ne konuşuruz konu bulur muyuz tahayyül edemiyorum.Ama en azından anılardan başlasak kafadan 4 saati kurtardık demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder