İki gündür kar yağıyor. O kadar alışmışım ki Ankara'da ağzımıza bir parmak bal çalıp kaçan kara, her dışarı baktığımda yağıyor olmasına için için sevindim. Sanki yarın bana tatil olacak, sanki sokaklara çıkıp popom buz tutana, elim morarana kadar kar topu oynayacağım.
Kar yağıyor.Yağıyor da durmuyor. Durmasın isterim. Görüntü güzel...
Aklım başına geldiğinden beri karın yağmasına öyle çılgınlar gibi sevinemem. Düşünürüm; bunun evsizi var, sokakta kalanı var, evini ısıtamayanı, damı akanı var. Çöp toplayanı, kağıt toplayanı var. Kediler, kuşlar, köpekler...
Düşünmeden kar manzarasının tadını çıkarabildiğim anlarda da "lan" derim,"şu enfes karın tadını çıkaracak, karların içinde benimle debelenip sonra şarap içmeye gelecek adam yok!".
Karla aram bozuk. Kendi kendime sevinemiyorum demek ki. Karda kabahat yok benim şu aralar bakış açımın optiği kaydı.
Yarın, bilemedin yarım saat sonra kesilir kar ben de aval aval evden baktığımla kalırım diye çıktım sokağa.
Her zamanki gibi kar üzerinde insan gibi yürünmüyor.Yampir yampir yürünüyor. Bir penguen, bilemedin bir geyşa herkes. Popolarımız bi Jennifer Lopez edasıyla denge tutturma peşinde, havada.
Ben şimdi haberci olsam, -Ankara'ya Kar Yağdı- başlığının devamını "bu işe en çok çocuklar sevindi" diye devam ettirmem. Çünkü gözlemlerime dayanarak bu işe en çok Saltanat Kayığı gibi ayakkabı giyen ergen gibi görünen ama çoktan öküze kaçmış Ankara 'bebe'leri sevindi derim.
Çıktım yürüdüm.Yürürken de Asuman'ı aradım. Beraber yürüdük. Mağazalara girdik-çıktık. Kar hala yağıyordu.Beraber şaşırdık.
Asuman bu sefer tahminimden çok daha az "anam kayyıyorummm" dedi.
Gittik çay içtik lak lak ettik.Sonra gene yürüdük. Sonra çoşup yemek yedik. Gene yürüdük.
Sonra ben eve dönerken birden karnımın tok,sırtımın pek olduğunu farkettim. Az önce en yakın arkadaşımla kar altında güzel bir akşam geçirdiğimi, onunla konuşurken kendimi hiç sansürlemek zorunda kalmadığımı,yanında ayı gibi gülebilip küfür edebildiğimi, zamanında en rezilane anlarımda bile ona gittiğimi, beni anladığını, anlamadığı anlarda bile anlamaya çabaladığını, çok konuşası varsa bile bazen sırf benim için sustuğunu, benim için erkenden uyanıp hazırladığı kahvaltıları ya da akşam yemeklerini, üşümüşümdür diye verdiği hırkaları battaniyeleri düşündüm.
Sonra kara baktım. Kar güzeldi. Cadde de güzeldi. Gün de güzeldi. Asuman güzeldi, ben güzeldim.
Derin bir nefes alıp "çok şükür" dedim. Çünkü çok şükürlük bir durumdu.
Geceleri hayalini kurduğum paraların sahibi olamadım.Çocukken olacağımı düşündüğüm kişi de olamadım. Bu yaşlarda yanımda olacağını tahmin ettiğim kişi de henüz gelmedi.
Başka bir şeyler oldum. Başka türlü zengin oldum. Çocukken de zaten büyüyünce uzaylı olacağımı hayal ediyordum. Doğma büyüme dünyalıyız ya ne olacağıdı?
İyi böyle. Çok şükür.
Not: Hala kar yağıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder