İçten, ta derinden dertleşmeyeli çok olmuş gibi geldi bir an.
Ya dertleşmeyi istediğim kişiler etrafta değildiler, ya da ben dertleşecek durumda değildim onlarla.
Dertleşmek farklı bir şey. Olanları anlatmak falan değil aslında. Gözünde görebilmeli insan anlattığının önemsendiğini.Hele ki benim gibi konuşurken insanın gözünün içine bakan biri için hemen anlaşılır bir durum bu.
Biraz yıldım kendini anlatmaktan sıkılmayanlardan. "Benim de söyleceklerim var!" demek istemiyorum. Diyememeliyim zaten anlayacak, dinlemeye meyilli kişilere.
Gölgede olup 7. biradan sonra "What the hell am I doin' here?" diye bağırmak isterdim şimdi...
Karışık olsa da umrumda değil. Sitemkar mı denir, sıkılmış mı, kırgın mı. Ya da hepsi. Kendimle beraber bir süre usanmış olabilirim herkesten. Evet evet herkeslerden.
Çift kişilik yatağından sevgilisini kışkışlayıp beni alan tatlı hatunu özledim. Sanki tünelin ucundaki ışık gibi.
Barlar bizim için açılacak yakında. Yalpalayan ayaklar bizim olacak lodosta. Elimde Bucket List, sırtımda çanta. Usanmadan mızmızlanmadan yürümeye hazır ve de nazır biliyorum. Keşftemeye aç iki insan olarak sürüne sürüne dolaşacağız.
Biraz kendimi de, arkada kalası sesleri de burda bırakıp tıpış tıpış gideceğim. Lazım bu bana.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder