10 Temmuz 2010

Gelipduru, dönüpduru gari!

Yarın akşam itibariyle Ankara'ya dönüyorum. Her güzel şeyin ot tadı verdiği bir an vardır (Özlemcim anladın sen onu ;) ). İşte ben de o ot tadını aldığım andayım ve "simit, simiitt" nidalarıyla dönüyorum canım Ankara'ya.

Hayır Ankara'da da her allahın günü simit yiyen bir insan değilim ama burada yok ya, Kerbelaya düşmüş gibi inliyorum nedense.

Hep söyledim, gene söyleyeceğim. Dünyanın en güzel yeri de olsa insanın yanında o güzelliği paylaşacak bir arkadaşı yoksa dünyanın en güzel yeri 1. haftadan sonra herhangi bir yer haline geliyor. Ha, bir arkadaş derken bu herhangi bir arkadaş olmamalı tabii. Sizinle aynı zevklere, dünya görüşüne, anlayışa ve hayat sevincine sahip biri olmalı.

Ben buradayken Asuman ev değiştirdi. Ona yardım edememiş olmaktan dolayı acaip suçlu hissediyorum kendimi. Allahtan Resul biraz yardımcı olmuş ama bu işlerde illa ki bir kadın eli lazım. NEyse ki şimdi ben döndüğümde geri kalanı beraber halledeceğiz ve ben de bu vicdan zabından biraz olsun kurtulacağım.

Buraya geldiğimin 3. gününde regl oldum. Ardından grip oldum. Aynı hafta kuzenimle iki yıldır beraberce burda tatil planı yaptığımızdan coşup eğleneceğiz zannederken hava bozdu, yeller esti, ben öksürüp tıksırdım derken kızcağızın 5 günlük twatili heba oldu.Bir kerecik denize girebildi. Onda da döndüğünde böbrekleri ağrımış.Varın siz düşünün artık havayı...

Duyduğum kadarıyla Ankara'da da hava kapalı mapalı bi acaipmiş. Ama olsun ben razıyım. Evimi özledim. Kendimi özledim.

Burada dar alanda paslaşma yapa yapa kendim gibi konuşamadığımdan şiştim.

Üzerimdeki yükleri attım, tutan eden de yok anasını satayım. Kıslar! hazırlanın Ankara gecelerine akıcas!

Sevgiler:)

Hiç yorum yok: