14 Aralık 2009

İçimde dolaşan gezen biri var...



Bugün Reglimin 2. günü. Aslında güne gayet normal başladım.

Kahvaltımı yaptım, evi temizledim, Pc başında oylandım, daha sonra da kursa gittim.
Kurs çıkışı gözümden başıma doğru yayılan bir ağrı başladı. Eve geldiğimde artarak devam etti. Önce gözlerimi kapadım, biraz dinlendim, meditasyon yaptım, Melissa çayı içtim ama bana mısın demedi.


Ardından dalga dalga bir öfke hissi yaşamaya başladım. Önce alt komşunun topukları üzerinde yürümesi, peşine annemin zırt pırt bişeyler sorması, sevgilimin arayıp bıdıbıdı teknolojik bişeyler anlatması, akabinde "len bu internet cafenin bebeleri neden hep bizim apartmanın girişinde" sorusu derken aldım yürüdüm.Birini kışkışlasam öteki gelip dürttü. Ve sonunda 2 saat kadar süren anlamsız öfke kumkumasından çıktım.

Yaş ilerledikçe regl dönemlerinde enteresan enteresan durumlar çıkıyor ortaya...

Bu 2 saatlik süreç içerisinde kendime yabancılaştım. İnsan bazen kendine hakim olamıyor ya hani. Çok emin oluyoruz bazen bu vücuda tamamen sahip ve hakim olduğumuza. Aslında ufacık bir kısa devre insanı maymuna çeviriyor.

Misal bende ara ara gece uykuya dalmak üzereyken bacaklarımdan birinin hobaaa diye seyirme sendromu var. Tam uyumuşum, o tatlı sıcak dünyaya adım atmışım hoop bacaklardan biri zbonk diye fırlıyor. E bu bacak benim değil miydi? Benim beynim yönetmiyor muydu?

Bugün de bahsi geçti, mesela elimizde torbalar varken yolda bişeye takılıp düşüyoruz. Ve o düşme esnasında torbaları bırakmadığımız gibi dizlerimiz yarılmış, saç baş dağılmış yerde yatar haldeyken bile ellerimizin o torbaları sımsıkı tuttuğunu görmüyor muyuz? Ne bu şimdi? Bırak kardeşim torbayı. Ellerinle dengeyi sağla di mi? Nerde kaldı benim mükemmel yaratılmış insanoğlu kimliğim?!

Kendime hakim olamamamla ilgili anımsadığım en fena an 3 sene önce balkonda çamaşır asarken azımdan çıkan ve karşı apartmandan eko yapıp bana dönen "g.t!" kelimesiydi. Erkek arkadaşımla yeni ayrılmıştım ve ona inanılmaz kızgındım. Muhtemelen söyleyemediklerim birikmiş ve artık ağzım kendine hakim olmak istememişti. Keşke aynı anda karşı apartmandaki komşu da çamaşır asıyor olmasaydı... (Kendisi karşı apartmanın delisi olarak tanınır. Bizim apartmanınki de böylece belirlenmiş oldu...)

Yolda bakımlı, gayet sağlıklı ve hatta karizmatik insanların haldır haldır kendi kendilerine konuştuklarını görüyorum. Eskiden kendi kendine konuşanlar pejmurde giyimli, muhtemelen o mahallenin bilinen yarı delileriydi. Acaba bu normal insanlar zamanla o yarı delilere mi dönüşecek? Aslında kendimi de o gruptan çok ayırmamam gerek. Zira bugün yolda giderken "yuh" dedim açıktan. Ne düşündüğümü hatırlamıyorum ama artık nası bi tepki veresim geldiyse alamamışım kendimi.

Aslında kendi kendine konuşan çoğu insan sesinin dışarıdan duyulduğunun farkında değil. Kendisine garip bakışlar atan insanlara içlerinden "allah allah niye bakıyor ki bu?" dediklerinden eminim.

Bu arada şöyle bir baktım da Ekşi Sözlük ve Uludağ sözlüğe insanların çoğu bunu bir delilik olarak değil mantıklı bir dışa vurum olarak görüyormuş. İnsanın kendi kendine muhakeme etme yeteneğinin göstergesi diyenler de var...

Yeniden kendime ait huzurlu bölgeye dönmüşken, sahip çıkayım hakim olduğum taraflarıma.

Yarın herkes için güzel bir gün olsun...

2 yorum:

Nazlila dedi ki...

Ben kendi kendine sesli sesli konusan insanlardan biriyim, hatta Tolga bazen "ha, ne dedin?" der bana üzerine alinarak, oysaki ben kendimle konusuyorumdur o sirada..Ve eksi sözlük ve uludag sözlük yazarlarina da katiliyorum. Insan kendisiyle konusarak cok seyi aşmayi becerebiliyor ve yalnizlikla başedebiliyor ve evet, muhakeme yetenegi artiyor.. :))

neptuneptun dedi ki...

kendi kendime konuşuyor muyum farkında değilim, ama annem ütü ve bulaşık ile çok güzel konuşur; "ben dedim ona ama sssalak (bu kelimeye vurgu var) işte, allahım yarabbim yaresurullah (bunu da asla kısaltmaz)" diye diye bir ton bulaşığı yıkadığı çoktur.