Ahanda bir yılın sonuna gene şapadanak geldik. Hep sonunda ya da başında "çok hızlı geçti" hissi uyanır.Halbuki o süreç geçerken anamızın ağladığı ve "ulan ne zaman bitecek bu günler" dediğimiz anlar da vardır. Bir Lise öğrencisinin tenefüs ziline kadarki sabırsızlığı kadar sıkışıktır bazen zaman kavramı.
10 dakikanın 1 saat uzunluğunda yaşandığı anlar.
Bir de zamanın vızıınn diye geçtiği anlar.
Bu seneki bloglarıma bakınca yine sık sık kçımla kavga ettiğimi gördüm.Bir ara havaya takmışım, sonra tatile gidip yüzmüşüm, birilerinin saçmalıklarına kıl olmuşum, yaşadığım ilişki yüzüncü kere bitmiş, onun küsüratlarıyla uğraşmışım, "büyüyorum ben" derken bile büyümüşüm, kalbim gene kırılmış, çok eğlenmişim, eğlenme olayını abartmışım, sonra gene durulmuşum falan filan...
Bu sene kendi kçımla değil de başkalarının yüzüyle kavga yılım olsun. Benim kıçım yeterince olgunlaştı bence. Kimsenin kalbini kırmayacağım diye kıvrandığım anları toparlayıp kendime kılıç kalkan ekibi tutmaya karar verdim. Eğer yarın bi gün kulağınızda bi "vızınn" sesi duyarsanız anlayın ki o benim. Kulağınızı kontrol edin, ucundan azıcık almış olabilirim...
Bu sene "şöyle de olucam, böyle de yapıcam, şahtım şahbaz olucam" gibi bir ısrarım yok. Ama 2010 u unutmak gibi bir niyetim de yok. 2010 u yanıma alıcam ki 2011 de gelenlerle karşılaştırabileyim.
Bu sene yaptığım en güzel şey: herşeye, her deneyime,bir çok güvensizliğe ve hatta kişinin kendisine rağmen aşık olmayı becerebilmiş olmamdı.
Ayrıca kilo verip düzenli spor yapmayı da becerdim.Tuvalette ve odamda bağıra bağıra karikatürlere güldüm, geçen senekinin inadına güzel bir doğum günü partisi yaşadım,eski dostlarımı kaybetmedim, yenilerini kazandım. Saçımın rengini değiştirdim,kuzenimin düğün eğlencesinde topuğumu kırana kadar oynadım, yolda gördüğüm birçok çocuğu elimle, ulaşamadıklarımı gözümle sevdim.Daha çok tebessüm edebildiğimi farkettim, habire aforizma yazdım, daha çok fotoğraf çektim, çektikçe çekmeyi daha çok sevdim.
Şan dersi almaya başladım,Jazz'ı daha çok sevmeye başladım, Üniversite arkadaşlarımla buluştum, İstanbul'u eskisi kadar sevmediğimi farkettim, ayağımı burktum (ayı gibi), yazın bir kısmını Ahmet ve Asuman'la sabahlayarak geçirdim, bazı insanları daha çok, bazılarını da daha az sevmeye başladım, evde bağıra bağıra şarkılar söyledim, deli deli dansettim, mutluluktan gözümden yaş geldi, aynı sebepten bolca ağladım, mezarlığa gittim, hayat bazen çok anlamsız geldi, gökyüzünde gene çok acaip şeyler görüp "allaam yareppim bu ne lan?" dedim,Seğmenler Parkı'nda sonbahara şahit olup herkesin de görmesi için bir sonbahar serisi yaptım (November Dream).
Geçen yıllara oranla çok daha fazla küfrettim, "Eyvah Eyvah" ı seyredip ağlamayı başaran tek insan olarak tarihe geçtim, Ortaokul yıllarımdan sonra ilk kez bir şey kaybettim (MP3 çalarım),abartıp 4 gün falan aradım, gene hemoroid oldum ve gene kçımla kavga ettim, yine İstanbul'da yönümü kaybedip İstiklali 3 kere turladım, 8 gün sigara içmeden durabildim sonra aynen devam ettim, Deist olduğuma karar verdim, gene parmağım çıktı ama bu sefer abartılıydı, 25 yaşında birinin gözlerine bakıp " vay anasını ne güzel gözler" dedim, Melisa'nın omuzunu öptüm, Memo'yu askere uğurladık, yıllar sonra yine "o son tekilayı içmeyecektim" dedim, bikaç kişiden çok fena tiksindim, bu sene hemen hemen hiç gazete ve televizyon haberleriyle ilgilenmedim, Twitter'ın ne olduğunu anladım, ilk kez sadece Karadeniz müziği yapan bir türkü bara gittim, çok fazla rüya görmedim, bilgisayarım gene bozuldu, İkea'yı gördüm dünya gözüyle, Edirne insanını daha çok sevdim, Amcamla barıştım, barışabilmem için de hayatımda ilk kez Kereviz çorbası içmek zorunda kaldım, annem beni bu sene biraz daha iyi anlamaya başladı sanki, regillerimden birinde çocuğum olsun istedim, sonra geçti, doğumuna 1 hafta kalan bir bebeği anne karnında sevme şansı yakaladım ve aklıma gelmeyen bi ton şey daha...
(Yorum yazan o deli kadınla tanışma hadisem de 2010 'un en güzel şeylerinden biriydi)
Bu yıl hayatta kalalım, hayatta kalırken sağlıklı ve mutlu olalım, içimiz sevgiyle dolsun, güzel şeyleri görebilecek halet-i ruhiyede olalım.KArnımız tok, sırtımız pek olsun. Yeni şeyler öğrenelim, şaşıralım ama şaşkaloz olmayalım :)
Hepinize güzel bir sene diliyorum.
Sevgiler...
4 yorum:
ağzını yidiğim, yine ne güzel yazmışsın. tüm dileklerine caaaaaaan-ı gönülden amin diyorum. şapadanak öpüyorum...
2011 güzel olsuuunnnnn, 2010'u aratmasın işallah, tüm dileklerine katılıyorum, geçen yıl değerlendirmen de süper olmuş, oturup bi düşünmek lazım, neydi-nooldu diye:)
eyvah eyvahın klarnet solosunda mı duygulandın aciba, sahsen benimde biraz burnum sızladıydı. deistliğe hoşgeldin:)kendimi yalnız hissediyodum bu konuda ...
Koca bir sene insan yaptıklarını tam hatırlamıyor.Halbuki o koca sene 12 aydan 365 günden oluşuyor.Rutini kırmak lazım, yeni ve daha güzel şeyler yapmak lazım :)
Börekçim Ata Demirer'in sahilde kıza "uçun kuşlar uçun İzmir'e doğru" yu klarnetle çaldığı an koptum evet.
Yorum Gönder