Dün güzelce Tae-Bo mu yaptıktan sonra akşam yürüyüşü yapmak üzere Asuman ve Ahmet'le buluşmak için tepebaşından aşağı hızhızlı yürüyordum. Zira akşam 22.30 du ve ortalarda Travestilerden ve onların talepkarlarından başka pek kimse yoktu. Arkamda da bir kadıncağız kadın güdüsüyle bana hızlı adımlarla yaklaşıp kendini güvende hissetmek istiyordu ki, sol ayağımı burkup "şaaap" diye yere yapıştım. Anlık bir şey.
Hani bazen düşeceğini anlarsın da biraz koşuşturur sonra düşersin. Ya da en azından sağa sola tutunursun. Bu sefer burkmamla düşmem bir oldu. Arkamdaki teyze koşturup "aman iyi misin" demeye kalmadı, yolun karşısından memeleri ortada ve henüz gelişmekte olan bir gay kardeş de koştur koştur yanıma geldi. O da "iyi misin hemen taksiye bindirelim seni" falan dedi. Her ikisine de çok teşekkür ederek kalkmaya çalıştıysam da burktuğum ayağımın üzerine basmama imkan olmadığını anladım.
Allahtan aşağıda beni bekleyen Ahmet ve Asu beni düşerken görmüşler ve bana doğru yürüyorlarmış.
Teyzenin acelesi olduğundan o gitmek durumunda kaldı.Gay kardeş de karşı kaldırımda işine devam ediyordu. Fakat içine sinmemiş olsa gerek, yeniden yanıma gelerek "gel dedi ben veririm taksi parasını bir hastaneye falan git". Birbirimize bol "canım"lı, "kurban olurum"lu sevgi sözcükleri tükettikten sonra Asuman ve Ahmet geldi.
Yıllardır evimin karşısında Travestiler durur. Her gün bir mevzu çıkar. Bazen uyutmazlar gürültüden. Gece yarısı şarkı, türkü, gülüşmeler. Yıllardır diş biliyorum onlara tüm mahalleli gibi. Polisler çağırılır, olaylar çıkar. 10 gün yok olup sonra gene gelirler. Hem de daha kalabalık.
Ben şimdi ne düşüneyim? Dün yanıma gelen o ince, zarif, güzel yüzlü kızcağıza ne diyeyim? Arkadaş olmak istesem olamam. Kek yapıp eve davet etsem olmaz. Gay desem, travesti desem, kızcağız desem...
Ayağımın acısı bir yandan içimin cızlaması bir yandan. İçtenliği içimi yaraladı desem yeridir.
Kadın olmak sanki her insanı güzelleştiriyor. Eğer insan ruhunu güzelleştirecekse varsın kadın hissetsinler. Dış görünüşü sktirediyorum. Bana öğretilenleri, az buçuk dayatılanları kafamdan kışkışlıyorum.
Keşke azıcık insan olabilsek bazen...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder