23 Eylül 2009

Hem okudum hem de yazdım yalan dünya senden bezdim oy oy


Aniden geldi aklıma bu türkü. Şimdi anlıyorum ki türküyü söyleyen kişi okumak ve yaz manın dünya ağırlığını taşımakta daha da zorlanmaya neden olduğunu söylüyor. Yani baya baya bilinçlilikten bahsediyor.

Ne acaip bir şey değil mi bilinç. Öğrendiklerini kavramanın yanı sıra eğer biraz olsun zeka pırıltınız varsa görünenlerin arka planını, görünmeyenlerin hissiyatını çaktırmadan sezdiriyor. Bir dahakinde anımsatıp farkındalık yaratıyor.

Hepimiz doğduğumuzdan beri önce ailemizden, sonra gözlemlediklerimizden, sonra da kurmaya çalıştığımız sosyal hayattan birşeyler çıkarıyoruz. Öğreniyoruz. Bazen inanılmaz yanlış, bazen inanılmaz doğru, bazen iyi, bazen de kötü oluyoruz.

Bunun üzerinde sık sık kafa yordum. İyi olmak ve kötü olmak...

Rahmetli anneannem hayatımda tanıdığım en zararsız kadındı. Belki bir daha öyle zararsız birine denk gelemem. Etliye sütlüye karışmaz, ama bunun yanında haklıyla haksıza da "sen haklısın, sen haksızsın" da derdi. Pısık değildi yani.

30'lu yaşlarından bize veda ettiği 65 yaşına kadar ağır bir astım hastası olrak yaşadı. Niğde'nin Bor İlçesinden annemin ilk öğretmenlik yaptığı köye annemi yalnız bırakmamak için gitti. Çevresini, konu komşusunu, kerpiç evini bırakarak...

Evin 4 çocuğundan okuyan tek kişi olan anneme sınırsız destek vermek için hep yanındaydı. Benim için bilinç işte burada başlıyor. Bahsettiğim kadın 1920'lerde doğmuş, 15 yaşında bir din adamıyla evlendirilmiş, bağda bahçede durmaksızın çalışmış, 1 erkek 3 kız çocuğu dünyaya getirmiş, genç yaşında kan ter içinde çalışmaktan ve bakımsızlıktan astım hastası olmuş bir kadın. Üstelik 40'larının sonunda eşini de kaybetmiş. Okuma yazması hemen hemen yok gibi. En büyük hayali hacca gitmek. Tek derdi kimseyi kırmamak,üzmemek.

Çoğu zaman kategorize ettiğimiz insan tiplerinden biri belkide. Ama şu anda onun sayesinde okumuş, iş sahibi olmuş, kendi parasını kazanan güçlü bir annenin evladıyım. Onun iyi niyetli bakış açısı önce anneme, oradan da olabildiğince bana ve abime yansımış. Babamın çoğu bükülmez denen kaskatı huyları bile sevgili ananem sayesinde esnemiş.

Düşünsenize bilinç ve iyi niyet bir araya geldiğinde neler olabiliyor.

Tabii ki hayat hep böyle gidiyor böyle olunca kesin böyle sonuç çıkar diyemem. Annem öğretmenliği bırakıp erken yaşta saçma bi evlilik de yapabilirdi. O zaman bu anneannemin kabahati mi olurdu? Tabii ki hayır.  

Yolun belli bir yerine kadar bilinçli bir ebeveyn neler yapabilirin bence güzel bir örneği bu.

Açıkçası ben çocuk sahibi olmaya muktedir hissetmiyorum kendimi. Hemen hemen hiç bir zaman da bunu ciddi ciddi düşünmedim. Kucakta şirin şirin bebekler, 5-6 yaşlarında bıdı bıdı konuşan bıdıklara hayranlıkla bakıp içime sokasım tabii ki geliyor. Ama burada şöyle bir şarkı giriyor araya "seni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli"...

Anneliğin zorluklarını duydukça sık sık içimdeki ilkel varlık "abbaaww" nidaları atıyor 3.5 ritmiyle.  Zaten bir insanda başka bir insan gelişmesi bana hala belgesellerde gördüğüm enteresan olaylar kadar enteresan hala. 

Anladığım ya da çözmeye çabaladığım kadarıyla annelik başlangıçta aslında çok da bilinçli bir durum değil. Hormonlar olsun, kadınsal sezgiler olsun, seni bunu yapmaya teşvik ediyor. Üreme iç güdüsü dürtükledikçe dürtüklüyor. Hayata bir varlık getirmek ki yazarken bile ohannes olmuyo değilim, çok çok -büyük- bir şey!

En garip tarafı da herkes annesine benzemediğini iddia ederken (özellikle kız çocukları) bir o kadar benziyoruz annelerimize. Belki kızıyoruz bazı karakter özelliklerine. Bazen bu da burda yapılır mı yahu diyoruz. Ama öyle zamanlar geliyor ki paşa paşa aynısını yaptığımızı farkediyoruz. Fotokopi makinası gibi almışız alacağımızı çoktan. Bu bir yana bir de "kulağına küpe olsun" diye söyledikleri yok mu...

Çoğunu dinlemez gibi yaptığımız ama yaşadığımızda dank diye hafızadan çıkan o küpeler... Deneyim bir yana, basbaya altıncı his, iç güdü... Anneme hissettirmediğim, ama çok üzüldüğüm birkaç anımda annemin ertesi günü arayp "rüyamda seni şöyle şöyle gördüm" diyip beni şoke ettiği anlar oldukça fazla. 

Bunların tümünü yazdıktan sonra çıkardığım sonuç şu: 

Annelik basbayağı delilik. Bildiğiniz deli işi. O yüzden bütün bu deliliği göze alan kadınları önce tebrik ediyor, sonra da sabırlar diliyorum. Zira uzaktan izleyen biri olarak bile ne kadar zor olduğunu bilip tırsanlardanım:)



Hiç yorum yok: