2 Mart 2009

Gidiş-Geliş

İçinde ikinç bir anlam yok. Yazmaya başlayacağım şey baya bildiğiniz yolla alakalı. Şehir içi uzun yolculuklar...Çeşitli yerlerde ve sektörlerde zaman zaman çalışmış bir insan evladı olarak ben hiç bu kadar uzak bir yerde çalışmamıştım yaw. Uzaklık bir yana, yolda ya da taşıttan taşıta geçerken kendimi kaybediyorum. Otomatiğe bağlayıp koşuyorum. Koca koca adamların, koku koku kadınların arasından ite kaka, itile kakıla koşuyorum, biniyorum,oturuyorum, oturamıyorum. Naaapıyorum?Garip bir sosyal grubun içinde buldum kendimi. 1. Grup: Kızılay semtine akın eden GaziOsmanPaşa'lılar Kırkkonaklılar,Seyranbağlılar. 2.Grup: Kızılaydan Ostim-Batıkent yönüne ya allah koşturan canım Ankaramın daha önce görmediğim, belki görmek istemediğim, görüp de görmezden geldiğim "bir nevi" insanları. Tıkış-tepiş indiğim Kızılay otobüsünden sonra aldığım ilk nefesle indiğim underground süper mekan metroda kıçımı koyduğum ilk saniyede gözgöze geliyorum "bir neviler"le. Bir neviler bir yüzdeye vurursak %95 oranında erkek. Gene bir yüzdeye vurursak bu %95'in %93'ü bıyıklı pısıklı ve nöhaaarrkkk nidalarıyla konusan erkekler. Hiç biri metroda bir şey okumuyor. Daha çok okuyanlardan yararlanıyorlar. Ama asıl ilgi alanları metroda uykulu gözlerle oturan bezgin bayanlara bakmak. Hem de göz kırpmaksızın doom oynarcasına. Ostime gelene kadar gözbanyosu yapan birneviler metro çıkışında ite kaka başka yönlere dağılıyorlar. Akşam da yeniden gözbanyosu için metroda yerlerine oturuyorlar. Bunlar aslında çok da bilinmedik şeyler değil. Benim asıl şaşırdığım şey insan anatomisi.Bu adamlar metro koltuklarında başları yana düşmeden, sağa sola kaykılmadan derinn ve mışıl bir uyku çekiyorlar. İşin daha da şaşırtıcı tarafı tam duraklarına geldiklerinde de uyanıyorlar. Ne ağızdan akan salya, ne arada uyanıp salakça bakmalar.Hiç birinden eser yok. Onlar uyurken ben içimden "uyuma. uyursan sçarsın bir nevilerin içinde" diyorum. Napıyorum ben? İşe gidiyorum. Sosyal saptamalarda bulunup her gün yenisini ekliyorum....

Hiç yorum yok: