2 Mart 2012

Pis gibi.

Ya aşığım, aşık olmak üzereyim, sarhoşum , kafam bozuk, saçmalayabilirim belki. Sonra aniden çok edepli olabilirim. Arkasından ağız dolusu küfür edip sokaklarda koşabilirim.

Dururum belki. Ağzımı açarım hiç açmadığım kadar, dünyanın en aptalı gibi. Sonra kaparım.Susarım. Çok susarım.Gider litrelerce bira içerim. Sonra şarkı söylerim avaz avaz. Sözlerini de uydururum."Bence böyle" derim nakaratlarında.

Histerik gibi kahkaha atarım yakışıklı bir çocuğun yüzüne karşı. Tiksindiririm kendimden. Sonra en çirkinini bulup dünyanın en güzel tebessümünü bırakırım ona.
Gider aynaya bakarım. Kadınlar tuvaletinin kara deliğinde kçını başını düzelten makyajı akmış bir kızla konuşurum. Ellerimizi yıkarız çok ayıkmışız gibi.

Sokağa çıkarım. Üşümüyormuş gibi yaparım meteorolojiye karşı. Kalp kalbe karşı.

"Bugün olsun" derim bir bakarım yarın olmuş. Kaldırımdan evvelsi günü çekiciler götürürken "yenisini alırım daha iyi" derim içimden. Gidip alamam ki.

Geçmiş günün adamı gelir. Adam olmuş gibi.Aynı gibi, değil gibi. Yabancıdır nihayetinde yeniden tanışmak gerekir.

Yalanı bacağına dolanmış mahkumlar geçer sokaktan. Gözlerinde abazan insan ışıltısıyla evlerine çocuklarına dönerler pis gibi.

Beremi taktım diye bir kadın güler yüzüme. "İbiş miyim lan ben! "

Yürürüm.Kordiorlar laarr.Uzun uzun. Çözmek istemesem de çıkarım çıkıştan herkes dolanırken daha.Söylemem kimseye çıkışı sinsi gibi.

Çıkışlar kocaman, ışıldak. Çıkışlar ferah gibi yalnız. Ayak izi kalmamış çıkanların. Kim bilir neredeler. Takip edecek iz de yok. Belki herkes kaybolmuş. Skeyim böyle işi!

Arsızı uğursuzu, mızmızı, bilmişi, ermişi, endişelisi gevşeği nefes alırken ve hayat geçerken ben sokağa çıkarsam şahane bir pırıltı olmaz mı...

Hiç yorum yok: