18 Mart 2011

Damarlarımızdaki asil kan aranıyor.

Bugün erken kalktım. Hava yağmurlu. Soğuk değil. Bahar geliyor...

Bugün 18 Mart. Sevgililer günü değil, yılbaşı değil, bahar bayramı değil...
Hepsinden çok çok daha değerli ve kutlamakla unutmak arasında kaldığımız "bazıları" nın unutmayı yeğlediği büyük bir zaferin, azmin ve yürekliliğin günü.

Savaşları, zaferleri hatırlamaktan bıktık mı? Fener alaylarından, geçiş törenlerinden, içimizi coşturan marşlardan? İstiklal Marşı'nı bile söylemeyi unuttuk mu? Çok mu üşendik yaşamaktan? Rahat bizi bu kadar umarsız, bu kadar şuursuz ve bu kadar tembel mi yaptı?

Her gün gazetelerden olup biteni okuyan kişi sayısı bile gün geçtikçe azalıyor.Bu yüzden de yorum yapan, yapacak kapasiteye sahip olan, bunu fikre dönüştürmeye meğillenen insan sayısı da azalıyor.

Kıvanç Tatlıtuğ'u herkes tanıyor hemen hemen değil mi?
Peki Seyit Onbaşı'yı tanıyor musunuz?

Nike ya da Adidas gibi ayakkabı markalarını hepimiz biliyoruz.
Peki ayağa çaput bağlayarak kilometrelerce yürümek nedir bir fikrimiz var mı?

Mc Donalds ve Burger King'i de duymayan kalmadı.
Peksimet nedir bir fikri olan var mı?

Çoğu zaman otobüste yer vermeye üşenen, yolda elinde torbalarla zar zor yürüyen yaşlılara el uzatmayan çok insan var.

Savaşın orta yerinde yaralanan düşmanı ölümü göze alarak kurtarmak nasıl bir şeydir hiç düşündünüz mü?

Damarlarımızda akan asil kan nerede? O asil kan biz Türküz diye değil, böyle atalarımız olduğu için asildir. Yürekli, vatan sever, azimli ve inançlı oldukları için.

Bizim kanımızdaki asalet artık sadece marşlarda, kahramanlık şiirlerinde ve savaş anılarında mevcut.Asalet devamını getirebilseydik hala kanımızda olurdu.

Bizler, atalarının başarılarıyla övünen tembel yurtseverlerden başka bir şey değiliz. Çenesi düşük aydınlar ya da aydınlanamayanlarız.

Milli maçlarda bayrak asıp, havaya ateş edip, "bir başkadır benim memleketim" diyerek dolaşırız.Gerekirse ağlar, toprağı öperiz.

Tatilini Bodrum ya da Marmaris ya da başka bir tatil beldesinde yapmak yerine Çanakkale'yi tercih eden kaç kişi var? Çocuklarına geçmişi doğru öğretip tarih bilincini aşılayabilecek kapasitede kaç kişi var?

Bunları düşünmeye ne gerek var.? Muhteşem Yüzyıl, Fatmagül,Magazin programları, Hürriyetin Kelebek eki varken.

Adaaam sen de!

1 yorum:

Nazlila dedi ki...

Uzun zamandir duydugum en güzel tanimlama: "Cenesi düsük aydinlar" !! Bayildim..