31 Ocak 2011

Sen de başını alıp gitme ne olur kar!


Kar ne güzel bişeydi eskiden. Bi kalkardım, her yer bembeyaz.Coşardım kendi kendime "hebeley holaley" şeklinde.
Fi tarihinde bi sevgilim vardı, tam da kışa denk getirmiştik çıkma mevzusunu.Kar'ı sevdiğimi bildiğinden, yere iki damla kar düşse arar müjdelerdi bana.Pek bi sevinirdim, hediye gibi gelirdi.

Artık bizim evde kar görünce "hebeley horaley" olan bir tek kişi var, o da annem.Çocuk gibi seviniyor kadın.Garip sesler çıkarıyor.Yüzünde böyle bir bebek gülümsemesi.
Sanki yıllarca karda kışta köy okullarında öğretmenlik yapmamış, karların içinden odunu kömürü sobaya taşımak zorunda kalmamış.Sanki inatla su alan ayakkabılarıyla bu karın içinde yürümek zorunda kalmamış...

Onun kardan vazgeçmesi için bunca sebebi varken hala coşa coşa izlemesi, benim daha duygusal sebeplerden dolayı kardan soğumam.

Nesil farkı bu mu? Afedersiniz ağzına sıçayım böyle nesil farkının ben.
Annemi kıskanıyorum.O kar yağıyor diye sevindikçe ben kar sevincinden uzaklaşıyorum."Nesini seviyordum ben bu karın?" sorusuna cevabım yok.Hatırlamıyorum resmen.

Güzel tamam, beyaz bişi, yağarken çok güzel görünüyor, her haber programı "bu işe en çok yine çocuklar sevindi" diyor.Ben sevinmiyorum."Kuşlar kediler ne bok yiycek lan şimdi?" diyorum, "lan dışarda yatmak zorunda olan naapıyodur ki şimdi?" diyorum, "dışarı çıksam gtü başı kırarım şimdi" diyorum. Ha evde mi duruyorum, hayır! Gtü başı kırma pahasına yürüyorum Penguen gibi.Bacaklarıma kramp giriyor.Ama pis bi negatiflik var kar beyazının üstünde.

Geçen sene bu zamanlar Edirne'ye adımımı atmamla ayu gibi kar yağmaya başladı.Ayu gibi=3 gün aralıksız tipi.Sıcacık evdeyiz,abimle lak lak yapıp göbek büyütüyoruz, film milm izliyoruz.Ters hiç bir şey yok. Ama o yağıyor ya, battıkça batıyor bana.

Şimdi yazarken batma olayını çözmeye başladım desem? Yeminle psikolog gibi bişey bu yazı yazma güdüsü.

Küçükken kar yağdığında akla ilk gelen tatil olurdu.Arkasından da eller kızara kızara kar topu oynanır, kendinden geçercesine popoda naylonlar yokuş aşağı kayılır, büyük üstatmışçasına kardan adamlar yapılırdı.Hatta bereme kar doldurup kafama geçirdiğimi ve buna saatlerce güldüğümü bilirim.O derece salakmışım çocukken.Ve salak olduğum için kar yağdığında çok eğlenirmişim.Kar'ı seven herkes salaktır gibi bir önermede bulunuyor gibi oldum ama alakası yok. Sadece o duygularla karda eğlenme güdümü kaybettiğimi farkettim.Kıçım ıslanır, üşütürüm, ellerim cozlar, grip olurum,ötemi berimi kırarım gibi büyümüş insan realitelerine dalmışım ben.

Ben en son 2004 te kar yağdığına çok sevinmiştim..Çünkü sabaha karşı sevgilim beni usulcacık uyandırıp "sevgiloş kar yaayoo" dediydi.Hiç homurdanmadan kalkmıştım.Çay demledik, açtık pencereyi gün ışıyıncaya kadar kar seyrettik şapşal şapşal.Güzel Kütahya karı,aşk ve öğrencilik. Güzel bir üçlüymüş.

Bayram gitti, yılbaşı gitti, doğum günü gitti gidecek.Bari kar gitmesin lan!

2 yorum:

salondaki koltuk dedi ki...

mükemmel bir yazı yüreğine sağlık... sanırım bütün anneler kar yağdığında çocuklardan daha çok seviniyor...
''
Ben en son 2004 te kar yağdığına çok sevinmiştim..Çünkü sabaha karşı sevgilim beni usulcacık uyandırıp "sevgiloş kar yaayoo" dediydi.Hiç homurdanmadan kalkmıştım.Çay demledik, açtık pencereyi gün ışıyıncaya kadar kar seyrettik şapşal şapşal.Güzel Kütahya karı,aşk ve öğrencilik. Güzel bir üçlüymüş.''

iyimişş

Benim Güzel Yolculuğum dedi ki...

Böyle üçlüler, bilemedin ikililer bol olsun herkesin hayatında.Ama en az ikş olsun :)
Çok teşekkür ederim Sakarperi :)