12 Haziran 2011

"Yüzleşemediğimiz,bırakamadığımız her durum,her madde,her hal bizi bağımlı kılar.Bağımlılık insanı huzursuz yapar.Sadece bağımlı olmak değil aslında.Kendimizi ifade edemediğimiz her hal bizi rahatsız eder.Rahatsız olduğumuz her durum bizi;endişe,korku,öfke,stresli biri haline getirir ki,bu kendimize verdiğimiz hem maddi ,hem de manevi bir zarar olur..." diyor kendini bilen bilge şahıslar.

Aslında bunlar okunarak anlaşılacak şeyler değil maalesef. İnsanların yaşadıklarından çıkardıklarına, doğru çıkarım yapmalarına ve "ben","ama benn" demeden önce genele yayabilmelerine de çok bağlıdır bu durum.

50 yaşındaki insanda da, 40 yaşındaki insanda da hala kendini tanıyamama, olumsuz gelişmelere karşı "ay nooldu ki şimdi?" tepkisi görmek çok fena.

Dün akşam Hödöcüğümle uzun uzun sohbet ettik. Ne zamandır teke tek konuşmuyorduk. O bizim güzel bahçemizin tek böceği olduğundan bazı mevzulardan ister istemez uzak kalıyor, dahil olduğundaysa biraz geciktiğinden kız muhabbetindeki sıcağı sıcağına olmuyordu. Hödöcüğüm gerçekten akıllı bir adam. Hele de kadınlar konusunda...

Dün bir kez daha "dost" kavramıdan yana ne kadar şanslı olduğumu gözlerim yaşararak hatırlattım kendime. Dost un ne olduğunu kavrayacak yaş,kapasite ve deneyim sahibi olmak bile bir level resmen.
Şuursuz ve yüzeysel yaşamlarda "bana dokanmayan yılan bin yaşasın" körlüğünde ya da "iki yüzlülüğümüzden birbirimize dokunamıyoruz" korkusunda kaybolup giden insan yumakları tortop olmuş tozların içinde debelenirken tadını çıkarmak lazım, kıymetini sonuna kadar bilmem lazım hayatımın kıymetli insanlarının.

Son birkaç aydır ev modumdayım. Bu kendiliğinden değişen döngünün de hastasıyım.Her şey tadında kalıyor, yeri, zamanı ve isteği gelince doğru yerde doğru zamanda olunuyor.
Papatyalarımı diktim,balkonumu güzelce yıkadım.Sıra şemsiye ayaklığı bulmaya geldi. Ondan sonrası şahane sohbetler, çay şıkırtıları ve tavla tıkırtıları...

Bu hafta sonu Nazlila geldi seçim sayesinde.Sonraki hafta da Üniversite arkadaşlarım gelecek.Nerede olursak olalım, yanımızda yöremizde güzel insanlar olsun. Gittiğimiz her yer dünyaya aynı pencereden ve aynı içtenlikle baktığımız insanlarla güzelleşiyor.O zaman her yer bahar, her yer Bahar Festivali :)

Bu arada yaptırmak istediğim dövmeyi neredeyse buldum gibi. Yıllardır düşündüğüm, istediğim ve beni temsil ettiğine inandığım bu simgeyi Asu benim için çizip renklendirecek. Hem arkadaşımın elinden çıkacak orjinal bir simgeye, hem de baktığımda ne yaptığımı, nasıl yaptığımı ve nerede olduğumu gösterecek küçük bir not iliştirmiş olacağım bedenime :)

Güzel bir hafta olsun,güzel günler güzel insanları bulsun.
Sevgiler.

Hiç yorum yok: