13 Eylül 2008

İlk olarak...


Bıraktığım yerden mi başlasam, başladığım yerden mi devam etsem acaba...
Uzun zamandır başka bir iklimin daha küçük bir çapında başka bir yerlilik oynarken yine sevdiğim şehre geldim . Garip ama çok özleye özleye kafamda mı büyüttüm nedir gelince Ankara'nın güzel şeylerini aramaya başladım. Nesnel bazda tam olarak bir şey bulduğum söylenemez. Hani birine aşık olursunuz da sevdiğinize gıcık olan biri size "ay nesini seviyorsun bunun" diye sorduğunda tam bir cevap veremezsiniz. Çünkü onu bir bütün olarak görüyorsunuzdur ve lime lime ayırmayı pek düşünmemişsinizdir. İşte anladım ki Ankara'da benim için tam olarak öyle bir yermiş. Hissi anlamda "evimdeyimmm evimdeyiimm" gibi bir sesle huzurlanıyorum. Demek ki insanın "ev" diye nitelendirdiği yer de bir tane. Ne zaman ait hissederseniz o zaman o mekan "ev" statüsüne girmeye başlıyor.
Ben aslında bunu anlatmayacaktım. Ya da ne anlatacaktım?
Bazen şu beyinin içinde bizden bağımsız çalışan otomatik teyp kendi kendine abuk bir şarkı çalmaya başlar ve sizi de dinlemeye zorlar. Beynin boş bir anını mı kollar yoksa bir dükkandan ya da arabadan gelen küçük bir melodiden feyz mi alır artık bilemiyorum. Benim teybim de bu sabah teeeee Erol evgin'in eski şarkılarından birini çalmaya başladı. İşin kötüsü nakarat var gerisi yok...

Kiğmmm demiş ki ben bilmem aşkııı sevdayıııı sevdiğimle kolkolaaa gezip tozmayııııığğğ. nı nıı cefasını çok çektim amma kim demiş ki ben bilmemm yalağnn dünyayııııığğ.

Beni tanıyanlar rüya tabiri gibi burdan da bir mana çıkarabiir elbet. (içimde bişeyler isyan ediyor olabilir:) )

Eh ilk blog da böyle olsun. Umarım buraya girmeyi unutmam...

1 yorum:

Nazlila dedi ki...

Ben sana unutturmam sekerim, merak etme.. :)))